6 Eylül 2009 - 19:24 | Can Sinan ARTUÇ yazdı | 231 kere okundu | 4 yorum | Can Sinan Artuç // Köşe Yazıları // Sizin İçin Seçtiklerimiz
Fanatiğine göre en iyi işletim sistemi Linux, Windows veya Mac OS X… Aman beyler bayanlar, bu yazılım dünyası “en iyi” diye bir şey yoktur, bilginiz olsun
Bana sorulan yegane sorular arasında, “Linux gerçekten Windows’tan daha mı iyi?” yer alır. Elbette sorulan sorular bununla sınırlı değil, Hotmail şifresinin nasıl çalınacağından tutun da, yere düşüp merceği kırılan dijital fotoğraf makinesinin merceğinin nasıl tamir edilebileceğine kadar geniş bir soru yelpazem var :) Bu soruları bir gün derlemeyi düşünüyorum :)
Öncesinde kısa bir bilgi vereyim, elmayla armutu kıyaslıyor gibi düşünmeyin. Bir hafta önceki köşe yazımda yazdığım gibi, bilgisayar alemine PC’den önce Atari, Commodore 64 sonrasında Amiga 500 Plus üçlemesiyle başladım. PC’ye geçtiğimde Unix kullanıyordum, Windows 3.1′e şöyle bir gözucuyla baktım, Windows 95′in açılış ekranını gördüm, Windows 98 ile birlikte Windows alemine de katıldım. 98, ME, NT, 2000, XP, 2003, Vista derken, bayağı bir Windows kullanmaya başladım. O sıralarda Unix kullanmaya devam ediyordum. Linux kelimesi yeni yeni telaffuz edildiği sıralarda Debian ile alemlere daldım, öyle bir daldım ki, üniversite sınavı da bana daldı :) Allah’tan babamın “dalma” huyu yok, fiziksel olarak sağlam kaldım :) 3 yıl boyunca “aşırı” aktif olarak Debian gelişimine katıldım, üniversite 2. sınıftayken bir olay üzerine hem Debian’dan hem de aktif geliştirme yaşamından uzaklaştım. Konuyu hatırlatmayacağım ya da anlatmayacağım, bu durum Debian Topluluğu arasında bir şeydi, dolayısıyla kimsenin sırlarını ifşa edecek değilim. Ancak şunu söyleyebilirim: Bana göre fanatizm, ırkçılıktan farksızdır. Linux işletim sistemleri aynı kerneli kullanır, yani hepsi “aynı kanı” taşır. Dolayısıyla biri SuSE kullanıyor, öbürü Pardus kullanıyor, bir diğeri Mandriva kullanıyor diye kimse size birbirinize küfretme, birbirinizin gruplarınızı dağıtma, olayla ilgili olmayan karşı tarafın sülalesini olaya dahil etme hakkı vermez. O günden bu yana Linux üzerinde kendim için kodladığım hiçbir programımı dağıtmadım (paralı ya da parasız), hiçbir yamaladığım bugtan (hata) topluluğu haberdar etmedim. Hatta Ubuntu 6.06 ile birlikte Debian’dan ayrıldım. Bu olayların Debian Türkiye ile bir alakası yoktur, daha o zamanlar doğru düzgün Türkiye’de Debian kullanan bile yoktu.
Dolayısıyla işletim sistemlerinin ıcığını cıcığını biliyorum. Bu “pratik” bilgilerimin yanında, bilgisayar mühendisi olarak üniversitede işletim sistemleri ile ilgili “teorik” bilgiler de aldım. Bu yazacaklarıma itibar edip etmemek artık size kalmış :)
Şimdi gelelim esas konumuza: Linux, cidden Windows’u döver mi? Bu soruya kesin bir yanıt vermek çok zor çünkü “kullanıcı profiline” göre dövebilir ya da Windows’tan sağlam bir sopa yiyebilir. Dolayısıyla konuyu önce biraz “irdelemek”, sonuca “opsiyonlarla” gitmek daha mantıklı.
Linux kimler için?
• Araştırmayı seven ve özgür ruha sahip olanlar için.
• Linux’te video oynatmanız için gerekli olan codecler bile yüklü gelmez (bazı sürümlerde yüklü, Pardus 2009 gibi). Dolayısıyla kendinizin yüklemesi gerekir. Araştırmalısınız…
• Özgür olmasının nedeni, açık kaynaktır ve pek çok program da Linux gibi açık kaynak ya da bedava olarak gelir. Pek çoğunun paralı rakiplerinden eksik kalır bir yanı yoktur. Ancak bazıları da tam bir felakettir. İnsana “ucuz etin yahnisi” lafını hatırlatır. Dolayısıyla alışma ve kullanma sürecinde bir süre sıkıntı çekebilirsiniz.
• Program geliştiriciler ve gömülü sistemlerde çalışanlar için… Şayet Windows kodlaması yapmayacaksanız, programlama dilini atasını ve bana göre en sağlamını öğrenmek istiyorsanız (ki bu C/C++ ‘dır) Linux biçilmiş kaftandır. Ayrıca Linux’ün popüler arayüzlerinden Gnome ve KDE için C/C++ ile “arayüz”lü program yazmak, Microsoft’un MFC’sinden çok daha kolaydır (Linux’ün diğer arayüzlerinde program yazmadım, dolayısıyla bu konuda bir şey diyemeyeceğim).
• Orta ve ileri düzey kullanıcılar haricinde, yeni başlayanlar ve/veya bilgisayarı e-posta, İnternet sitelerinde gezinme ve anlık sohbet etmek amaçlı kullananlar için de biçilmiş kaftandır. Nitekim pek çok netbook Linux işletim sistemi ile gelir ve yeni başlayanlar için yapısal olarak daha kolaydır. Çünkü bilgisayarıma virüs girecek mi, yavaşlayacak mı gibi dertler ortadan kalkar.
• Hız sevenler için… Linux’te Windows’taki gibi kayıt defteri (registry) yoktur, dolayısıyla bir süre sonra şişme olacağı için yavaşlama derdi olmaz. Geneli Perl scriptler ve C/C++ ile kodlanmıştır. Bu programlama dili tarihin en hızlı programlama dillerindendir. Şu anda mevcut popüler dillerin hiçbiri bu programlama dilleri kadar hızlı değildir (Delphi, Java, C#… Aksini iddia eden varsa, hodri meydan!). Bunlar Linux’ün hızlı olmasının belli başlı nedenleridir. Liste geniş aslında, ama hepsinden bahsedersem yazı çok uzar ve teknikleşir.
• Linux güvenlidir çünkü virüsler daha hızlı yayılmak için popüler işletim sistemlerine göre yazılır. Bununla birlikte Linux’teki hesap yönetimi sağlamdır, Vista’daki gibi hem can sıkıcı hem de boş değildir. Linux’te sistem dosyalarına erişmek için “süper kullanıcı” (superuser) olmanız gerekir.
• Bilinenin aksine Linux’te program yüklemek zor değildir. Dağıtıma göre değişiyor, ancak Ubuntu’da konsoldan apt-get, arayüzlü olarak Synaptic ile aynı Windows’taki gibi kolaylıkla program yükleyebilirsiniz. Tek yapmanız gereken adını yazmanız ve yüklemeyi onaylamanız. Bazı ekstrem durumlarda programı derlemeniz gerekebiliyor, ama bu noktaya gelen insan da derlemeyi becerebilir. Nitekim yeni başlayan kullanıcıların program derlemesine gerek yok, gerekli olan bütün programları kolayca yükleyebilirler.
Windows kimler için?
• Armut piş ağzıma düşü sevenler için…
• Oyun oynayanlar için… Her ne kadar, Linux’te Windows programlarını çalıştıran Wine olsa da, Wine ekibini çalışmalarından dolayı ciddi anlamda tebrik etsem de, Wine oyunlara kesin çözüm değildir. Oyunların neredeyse tamamı Windows işletim sistemi için yaratılır. Konsolları dahil etmiyorum, bu durumda elmayla armutu kıyaslamak olur.
• Parası bol olanlar ya da warez içerik kullananlar için. Windows’ta ücretsiz programlar var ancak büyük bir kısmı sizi takip ediyor. Temizleri de yok değil, haklarını yemeyelim şimdi. Windows’un kendisi paralı olduğu için, program geliştiriciler “Microsoft’a var da bize yok mu?” mantığıyla öyle ciddi anlamda ücretsiz bir program piyasaya sürmek istemezler. Sürenler de şirketlerinin promosyonunu yapmak istediği için bu şekilde programlar sunarlar. Programlama dili cephesinden baktığımızda, C# için yazılmış kütüphanelerin pek çoğu ücretlidir, ama Java ve PHP için ücretsiz olan, ama ciddi anlamda çok önemli olan kütüphaneler bulunur. Açık kaynak böyle bir şeydir işte. Dolayısıyla genel çerçeveden bakınca, Windows’ta kullanacağınız programlara para ödersiniz. Ödemek istemiyorsanız da Warez içerik kullanırsınız (yani crack, serial, keygen). Ama bu bilgisayarınızın “öpülmesine” neden olabilir, nitekim bu şekildeki içeriklerin çoğu sisteminize virüs veya zararlı yazılım bulaştırır. Hele çok ilginç bir örnek var: Antivirüs yazılımını warez kullanma :) Yahu eklediğiniz şeylerin zararlı olabileceği ve antivirüs programının bu zararlıyı görmezden gelmesi için modifiye edeceği aklınıza hiç geçmiyor mu?
• Medya dosyaları ile uğraşanlar için… Aslında bunun için biçilmiş kaftan Apple’dır, ancak neden Apple kullanmayacağımı aşağıdaki “Ortaya Karışık”larda anlattım. Dolayısıyla eğer Apple’ınız yoksa, ikinci en iyi seçenek Windows’tur.
• Programlama yapmak için… Her ne kadar Linux’te Mono projesi ile C# kodları çalıştırılabiliyor olsa da, verim açısından pek de memnun kaldığımı söyleyemem. Dolayısıyla C#’ın yeri Windows’tur. Ama C#’ta kod yazmak için uzman olmaya gerek yoktur, bugün ilkokul çocuğuna anlatın, Visual Studio ile o da C# kodu yazar. C# biliyorum diye böbürlenmenizin pek de bir itibarı yok. Hele hele de bu işin okulunu okuyan, ama C# bildiği için kendini programcı zannedenlere üzülmüyorum değil. Mezun olduklarında Microsoft’un kendilerine kucak açacağını ya da işverenlerin C# bildiği için onlara “mühendis” maaşı ödeyeceğini zannediyorlar herhalde. C#’ta Windows Sistem Programlaması yapıyorsanız sözüm yok. Ama daha .dll’nin ne olduğunu bilmeyip de ortalıkta C# programcısıyım diye geçinenlerin sayısı oldukça fazla.
Teknovole.com bu bilgiyi size ücretsiz olarak sunmaktadır. Unutmayınız ki dünyadaki en pahalı şey bilgidir. Teknovole.com'un özgür ve özgün yayın yapabilmesi için siz de bu bilgiyi paylaşın!


Ali E.İMREK, 7 Eylül 2009 tarihinde:
Epeydir böyle bir karşılaştırma bekliyordum senden :)
Her ne kadar Win/Lin karşılaştırmasını pek doğru bulmasam da fanatiklere teknik olarak iki tarafın da mükemmel olmadığını anlatabilmenin tek yolu bu herhalde.
Bence Linux’a bakanlar Cem YILMAZ’ın şu İstanbul’a bakan şair ve diğerinin sözlerini içeren esprisindeki durumu yaşıyor, yani herkes kendine özgü bir duruş geliştiriyor, kimisi nefret duyuyor kimisi aşık oluyor :)
Ben açıkca aşık olanlardanım diyebilirim, bunun en önemli sebebi incelemede konusu geçmeyen ama çok önemli olduğunu düşündüğüm “Özgür yazılımların sosyal ortamları” ve diğer kişisel getirileri oldu.
Herkesin Linux’un sadece bir yazılım olmadığını görmesini beklemiyorum ama her fırsatta bunu vurguluyorum, gençlerin ve yazılım dünasına meraklı kişilerin kişisel gelişimleri açısından özgür yazılımlar eşi bulunmaz nimetlerden.
Teknik olarak bakınca kısaca oyun veya korsan-warez meraklıları Windows’a devam etsin. Ama işyerindeki internet-yazışma ofislerinde ve sunucularda Linux’tan şaşmasın.
Can Sinan ARTUÇ, 7 Eylül 2009 tarihinde:
@Ali E.İMREK – Beklentileri karşıladığıma sevindim :) Ben de karşılaştırma yapmadım aslında, şu kimler için bu kimler için diye örneklendirme yaptım. Karşılaştırmadan özellikle kaçındım çünkü kullanana göre değişecek bir şey. Karşılaştırma olsaydı, mesela Linux’te birden fazla çubuk (sistem çubuğu) ekleyebiliyorsunuz, Windows’ta bu iş için ekstra program yüklemeniz gerekli falan demem lazımdı :)
“İstanbul yenicem seni!” ya da “İstanbul senin …” :)
Aslında sosyal ortam geçiyor, yazının en başında. Hatta bu sosyallikten dolayı ben Debian topluluğundan ayrıldım zamanında :) Şimdi öyle midir bilemem, diğer toplulukları da bilmiyorum açıkçası çünkü forumlarda hesabım bile yok (o derece yani :)). Benim Linux topluluğunda en rahatsız olduğum şey şuydu: Biz kendi aramızda çok iyiyiz, kız alır kız veririz, ama atıyorum SuSEci gelir anasını … Bana göre bu yanlış, isteyen SuSE kullanır, isteyen Pardus, isteyen Ubuntu. Mesela hep şununla karşılaşıyorum: Ubuntu’dan bir örnek verdim, şunu şöyle bunu böyle yapabilirsiniz diye anlattım mesela. Bir bakıyorum yorum gelmiş: “Neden Pardus’u anlatmıyorsunuz, milli işletim sistemi, ne kadar yabancı özentisisiniz”. Yahu kardeşim, ben Pardus yazacağım dedin de almadık mı seni? Türkçem kötü, ama elimden geleni yaparım dedin ve yazıyı gönderdin de, düzeltip yayınlamadık mı? Yoksa sadece konuşmak için mi konuşuyorsun da bilgisayarında Pardus mu yüklü değil? Ya da Türkiye bütün milli değerlerine sahip çıkıyor da, bunu bir tek yapmayan biz miyiz? Ben KDE arayüzünü beğenmiyorum, Pardus’ta da Ubuntu’daki gibi Gnome seçeneği yok, ille beğenmediğim bir şeyi kullanmak zorunda mıyım?
Benim de hep söylediğim bir şey var: Bu işin okulunu okuyacaksanız (bilgisayar mühendisliği, yazılım mühendisliği vs.), mutlaka bilgisayarınızda Linux olacak (isterseniz Windows ile Dual boot yapın). En kötü haftada 1 gün açıp, Linux’te bir şeyler yapmaya çalışacaksınız. Bir süre sonra ısınacaksınız Linux’e çünkü mühendislerin kanındaki “geliştirme” dürtüsünü Linux dizginleyebilir sadece, Windows değil. Günler geçtikçe daha iyi mühendis olacaksınız, daha araştırmacı olacaksınız, konu hakkında yargı vermeden önce araştırma yapacaksınız. Size yemin ediyorum, derslerinizde çok daha başarılı olacaksınız :) Ben üniversitede 1.5 sene asistanlık yaptım, Linux kullanan ile Windows kullanan öğrenci arasındaki farkı çok ciddi anlamda biliyorum.
Evet yazıda sunucuya değinmedim, herkes ne olduğunu bilmiyor. Ama yorum olarak ekleyebilirim: 3 tane sunucum var, 2′si Linux, biri Windows. Windows sunucunun problemlerinden öyle bıktım ki, müşterilerimle birebir konuşarak, aynı uygulamaları ücretsiz PHP’ye çevirip Linux sunuculara taşımak için izin istiyorum. O kadar bıktırdı beni yani :)
Ali E.İMREK, 7 Eylül 2009 tarihinde:
“Biz kendi aramızda çok iyiyiz, kız alır kız veririz, ama atıyorum SuSEci gelir anasını …” :DD
Evet bu fanatikliği hiçbir zaman anlayamadım neyin fanatikliğidir, gidin bakın Debian geliştiricisi Suse’de kullanıyor Ubuntu’da, Pardus geliştiricileri de belki evinde Gentoo kullanıyor, mesela Pardus logosunun SVG dosyasını Inkscape ile editleyemezsin dosyayı metin editörüyle açıp Adobe kodlarını ayıklaman lazım, malum programla yapılmış :)
Ama bunu eksiklik diye söylemiyorum tabii, nerede hangi yazılımı kullanacağınızı ihtiyaçlarınız belirler değil mi?
Can Sinan ARTUÇ, 7 Eylül 2009 tarihinde:
@Ali E.İMREK – Aynen öyle… Fanatiklik öyle bir boyut almış ki, masaüstü yöneticilerine (Gnome, KDE, Xcfe) kadar sıçramış. Şunu anlarım, gider Microsoft’a söver, Windows’a söver, Apple Mac OS X’e söver, biraz anlaşılır olur. Yahu kardeş kardeşe söver mi :) Linux dağıtımlarının hepsi kardeş, hepsi aynı kerneli kullanıyor. Kardeşler arasında karakter farklılıkları, huy farklılıkları olur, Linux dağıtımları da böyle.
Ama Türkiye’ye suç bulmuyorum, Linux cephesinde dünyada böyle bir durum var. Bir açıdan iyi, topluluk var arkanda. Kavga olsa kamyonla adam yığarsın :))))
![Futbol Takımına Bakın :) [Video]](http://www.teknovole.com/wp-content/uploads/2012/01/futbolTakimi.jpg)

Futbol Takımına Bakın :) [Video]
Nubot: Video Chat Robotu [Video]

Şehir Fotoğrafları Duvar Kağıdı Pa...
Mac OS X Lion Masaüstü Duvar Kağıt...
Hale ve Spektrum Duvar Kağıtları P...
Rengarenk Çizim Duvar Kağıtları

Anti-virüs Programlarına Güvenilir...
Cloud Computing ve Elden Giden Özg...