Oyuncuların Direnişi

Normal şartlar altında yalnız yaşamıyorsanız, aileniz yada sevgiliniz, siz oyun oynarken başınızda zebellah gibi dikilip, “bunun başında çok zaman harcıyorsun”, “çok oyun oynuyorsun”, “biraz insan ol halk içine karış” diyebilir, hatta en kötüsü, sessiz ve uzun bakışlarla sizi huzursuz edebilirler. İşte bu yazıyla artık gerilim dolu huzursuz anlara son!

Bu yazıyı, ailelerinin lazer bakışından kaçamayan nice öğrencinin ve sevgilisinin gazabına uğrayan gariban oyuncuların dikkatle okumasını tavsiye ediyorum. Normal şartlar altında yalnız yaşamıyorsanız, aileniz yada sevgiliniz, siz oyun oynarken başınızda zebellah gibi dikilip, “bunun başında çok zaman harcıyorsun”, “çok oyun oynuyorsun”, “biraz insan ol halk içine karış” diyebilir, hatta en kötüsü, sessiz ve uzun bakışlarla sizi huzursuz edebilirler. İşte bu yazıyla artık gerilim dolu huzursuz anlara son!

Yapmanız gerekenleri kontollü bir biçimde sürdürürseniz ailenizin en oyun düşmanı ferdini yada mouse görmemiş sevgilinizi call of duty 4′te headshot vurduğunda naralar atarak gülen birine çevirebilirsiniz. Sabır ve azimle aşağıdakileri uygulayınız.

oyuncularin-direnisi1

1. Aileniz veya Sevgilinizin (bundan sonra AvS denilecektir, yoruluyorum her seferinde yazmaktan) zevklerini netleştirmeye çalışın. Bunu tam ve sınırlarıyla beraber anladığınız zaman derhal geçmişinde herhangi bir oyun oynayıp oynamadığını ve oynadıysa hangi oyunları oynadığını keşfedin. Örneğin, eğer AvS Mario oynamış ise muhtemel girişiniz platform oyunlarıdır. Ancak tutupda havacılık konusunda çok meraklı bir kişiye tutup Mario oynatmamalısınız. Oynatsanız bile çok basit (sırf aksiyon üzerine kurulu) bir hava muharebe oyununun yanına mutlaka aperatif olarak sunmalısınız. Ancak bunu kendi zevkinizmiş gibi ve bunu çocukken uzun süredir oynadığınızı belirterek vurgulayın.

2. AvS’nize daima, beraber oyun oynanırsa daha fazla zaman geçirebileceğinizi laf arasında bilinçaltına kazıyın. Ancak, AvS de oyundan zevk alırsa bu konseptin başarılı olacağını asla unutmayın.

3. Yukarıda da belirttiğim gibi sevebileceği türden bir oyunu deneme yanılma yöntemi ile oynatmaya çalışın.

Asla;

  • Oyun oynarken “cool” bir olayı göstermek için çağırmayın. Ne kadar mükemmel yada hüzünlü bir ara video veya oyun içi görüntü olsa da etkisi sıfırın altında -273K’ dır. Oyun ara videoları bu durumda LoTR olsaydı bile vız geleceğinden eminim.
  • Düşman olarak oynamayın. Önce beraber oynayabileceğiniz oyunlara yönelin. Ancak oyunun (fps tarzı ise mesela), yılların fps birikimi (Call of Duty 4) gerektirmediğinden emin olun.
  • Asla küçümsemeyin (Örn. Nükleer füzeyi yanlışlıkla üs kenarına yada kendi üssüne atmak).
  • Yenerseniz çiftleşme sezonundaki gergedanlar gibi anırarak gülmeyin. Oyuna alıştırmaya çalıştığınız kişide kuzey kutbu etkisi yapacaktır. Ancak oluruna da vermeyin, hafif iğneli laflar ile “yenilen pehlivan…” mekanizmasının devreye girmesini sağlayın. Yenebileceğini hissettirerek yenin.
  • AvS’nize çıplaklık, sex, vb unsurlar içeren oyunlar dayatmayın. GTA durumunda bu unsurların olduğu yerleri belirtmezseniz onlar bulana kadar zaten oyunun bağımlısı olacaklardır.
  • Oyunun hikayesi ve oynanış teknikleriyle boğmayın. Sonuçta Eric Clapton’a bak evladım adamlar böyle çalıyor diye gösterselerdi şu anda çalmıyor olabilirdi.
  • Emir yağdırmayın ve kumanda yada mouse’u, göstermek için elinden almayın.
  • Bir süre sonra en iyi oyununuzda bile yenilmeye başlarsanız oynamayı bırakmayın. Unutmayın, bu iyiye işarettir ve yanınızda artık sağlam oyun oynayabileceğiniz birisi bulunmaktadır.
  • Israrcı olmayın, bekleyin.

4. Kazanmak için hırs yapmayın, öylesine oynayın. Beraber iyi zaman geçirmeye çalışın. Böylece oyun=vakit kaybı mantığı yerine normalde olması gereken şey oyun=eğlence yerleşecektir. Kolay oyunlarda bile takılma ihtimali olan AvS’nize her zaman yardım edin ve hafif derecelerde dalga geçin. Anlayışlı ve destekleyici olun ve oyunu “sıkıldım” veya “beceremiyorum” durumlarına getirip bırakmasına müsaade etmeyin.

5. Bir dahaki sefere oyun raflarından birinin önünden geçerken, oynamayı düşündüğü yada ilgisini çeken herhangi bir oyun olup olmadığını sorun. Muhtemelen yok diyecektir ama bu oyun konseptine alıştıracaktır.

6. Yeni başlayan birisine Bioshock, gothic gibi uzun soluklu oyunlar vermekten kaçının. Freespace gibi görev bazlı bol aksiyonlu, yada Gears of War gibi bol aksiyonlu ve bol testosterone içeren (AvS’nin S kısmı için) oyunlarla başlayın. Nice insan gördüm karizmayı çizdirmemek için ekrana 45 derece açıyla oturup mouse’u öylesine tutarken, Freespace iyice sardığında 7 saatin geçtiğinin farkına varmayan. Böyle durumlarada müsaade etmeyin, 1 saati geçmesin oynayışı. İçlerindeki merak, onlara momentum kazandırmanızı sağlayacaktır.

SAKIN AvS’nizin görüş alanında WoW oynamayın bütün emekleriniz boşa gider. Beraber, sıfırdan anime tipli online oyunlara başlayın. Ailenizi bu aşamaya ulaştırmanızın mümkün olduğunu düşünmüyorum (bu arada aileden kastım anne baba, kardeşler dünden razı oluyor genelde:)) ancak sevgilinizi ikna edebilirsiniz. Muhtemelen 1-2 saati geçmeyecek şekilde o da çok yavaş bir şekilde oynayacaktır. Hoş vakit geçirdiğinizi oyunun ne kadar şirin olduğunu vurgulayıp artık kuytu bir köşede 2. bir karakter açıp onu kasabilirsiniz. Sevgilinize oynadığınız karakteri kasmayı düşünmüyorsunuz herhalde. Ailelerin online MMO oynadığına henüz şahit olmadım ve bunun yapılabilir olduğuna inanmıyorum ve denememenizi tavsiye ediyorum. Bu tarz oyunlara (benim dahil) kişilerin bakış açısı gereksiz zaman kaybı olduğu yönündedir. Genelde bu görüşe katılmamın sebebi Call of Duty 4′te oyun bittikten sonra ne başardım diye sorduğumda dünyayı kurtardım olay kapandı diyebiliyorum. Ancak Wow’da oynadım ve lvl 80 karakterim var gayet de malzemeli ama ne oldu ne başardım dediğimde, loot kazandım şu bossu kestim cevabı veriyorum ama bunlar sonuç değil. Call fo Duty 4′de ara videolarda yaşanan olaylar ile kıyaslanabilir. İşin kötüsü, asla bitmediği için bitti gururu taşıyamıyorsunuz. Gururla lvl 80 karakteriyle kasılan biri gördüğümde eline ne geçti sorusuna cevap yok. Ben normal oyunlarla en azından dünyayı kurtardım oldu ve bitti dyebiliyorum:).

Sonuç olarak sabır ve inat ile herşeyin mümkün olduğuna inanıyorum. Herkesin birgün aileleriyle Xbox ve PS’larından 4 kişi Halo yada Gears of War oynayacağına inanıyorum (Adam başı bir PC her babayiğidin harcı değil). Unutmayın hafif dozlarda başlayın ve abartmadan sürekliliği sağlayın.

Not: Normal şartlar altında oyunculuğun bir tüt bağımlılık yada ruh hastalığı olduğunu düşünen çoğu AvS’ye noter tasdikli aksini beyan eden belge sunsanız bile sizin oyun oynamanız uygun karşılanmayacaktır. Düşmanı yenemiyorsanız, aralarına sızıp liderleri olup onların yönlerini değiştirmeniz gerekir.

Yazar Foto
Yiğit İREZ

E-posta

'86 doğumlu '08 DAU Bilgisayar Mühendisliği mezunu.'09 yılına kadar J2SE, ve özellikle J2EE teknolojilerine yoğunlaşmış, daha sonra gömülü sistemler üzerine çalışmalara başladığından C/C++/EC++ ve uygulamaların üzerinde çalıştığı RTOS konularında belirli bir bilgi birikimini oluşturmuştur. Bunların yanında oyun oynamayı şiddetle seven ancak çok sert kriterleri olduğundan çoğu oyunu yüklerken sıkılmaktadır. Hobiler her cv'de standard olan yüzme, tenis ve ekstra olarak kayak, electro olarak gösterilebilir. Blues Harmonica aramaktadır:D.
» Toplam 115 yazı yazmış olan yazarın diğer yazıları için tıklayınız
Bu yazıyı beğendiniz mi? O zaman paylaşmaya ne dersiniz?
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • MySpace
  • Netvibes
  • Technorati
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Add to favorites

19 yorum yapılmış


Benedict Von Richten,

7 Eylül 2009 tarihinde:

Ama CODIV:Modern Warfare a da bu kadar takılmaz be yiğit. Yani ne bileyim WOW aşağı COD yukarı yapmışsın.
Gerçü güzel şeylere değinmişsin ama malesef benim böyle bir şansım yok.:(
Annem bilgisayara oturdumu internetten kafayı kaldırmaz babam ise bilgisayar başına iş dışında oturmaz. :D

Yiğit İREZ,

7 Eylül 2009 tarihinde:

Oyuna başlatmadan önce senin onların aklındaki oyun-zaman kaybı ilişkisini kırman gerekiyor.
Call of Duty 4 yetenek ve tecrübe gerektiriyor. O yüzden onu baz aldım. WoW konusunda yorum yazmaya kalkarsam hepimiz yaşlanırız.

Benedict Von Richten,

7 Eylül 2009 tarihinde:

Kırabilirsen buyur gel sen kır yani annemle az çok muhabbet ettin sence bu başarılabilirmi. South park ı dahi gördüğünde çizgi film deyipte suratını bir karış asan birisinden bahsediyoruz.

Can Sinan ARTUÇ,

7 Eylül 2009 tarihinde:

@Yiğit İREZ – Birader CoD 4′ü yükledim, bilmiyorum millet gider Mersin’e ben giderim tersine gibi bir durum mu var, ama CoD 5 kadar çok beğenmedim :) Silahların kullanımı çok kolay, sniper makineli tüfek gibi maaşallah. Atış yaptıktan sonra göz mercekten düşmüyor, otomatik kuruluyor makine sanki. Bir tek keleş kullanmak zor, o da hastası olduğum bir silah değil. Silahlarda tepme yok doğru düzgün, kontrolleri kolay. Tamam teknoloji gelişti, başka da bir şey beklenemezdi. Oyun oynarken “eziyet çekmeliyim, oyunun tadı ancak böyle çıkıyor” gibi sapıkça da bir düşüncem yok :) Ama CoD 5′te özellikle Amerika-Japonya kapışmasında açık arazi bana daha eğlenceli geliyor. CoD 4′te de var açık arazi gibi yerler, ama aynı tadı vermedi.

Bilmiyorum, insanlar 2. Dünya Savaşı yapımlarından bıkmış olabilirler, ama ben halen daha çok sevdiğimi gördüm :)

Can Sinan ARTUÇ,

7 Eylül 2009 tarihinde:

@Benedict Von Richten – Bu sıkıntı “nesil farkı”ndan kaynaklanan bir şey, bende de aynı durum var :) Animasyon filmleri çok severim mesela, en dandiği bile hoşuma gider :) Anneme göre çizgi film, babama göre çocuklar için yapılmış animasyon film :) Wall-E’yi sinemada izledim, yanımda kız arkadaşım var (Allah’tan o da seviyor böyle filmleri :)). Hangi sinemaya gittiysem Türkçe dublajlı, nefret ettiğim bir şeydir dublaj. Sonunda merakımı bastıramadığım için, dublajlı da olsa Wall-E’ye girdim. Haliyle her taraf çocuk kaynıyor. Koltukta oturduk, kendi aramızda konuşuyoruz: “Neden dublajlı, bari bir seans Türkçe altyazılı olsun” gibisinden. Yanımızda çocuğunu sinemaya getiren bayan şöyle dedi: “Eee ne bekliyorsunuz ki, çocuk filmi” :) Ne diyeceksin ki bundan sonra :) Bu yüzden animasyon filmleri artık sinemada değil, evimde DVD’den izliyorum.

hande sahin,

7 Eylül 2009 tarihinde:

-Yenerseniz çiftleşme sezonundaki gergedanlar gibi anırarak gülmeyin. Oyuna alıştırmaya çalıştığınız kişide kuzey kutbu etkisi yapacaktır.
-Emir yağdırmayın ve kumanda yada mouse’u, göstermek için elinden almayın.

işte bu iki madde benim için bu yazının özetidir :)

Fatma YILDIZ,

8 Eylül 2009 tarihinde:

Aslında çok etkili ve güzel bir yazı olmuş. Bence başarı oranı çok yüksek.Gerçekten en ince ayrıntı bile düşünülmüş. Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim ki bu hileler şu an itibariyle bana işlemez, çünkü bu yazıyı okuduktan sonra hepsinin bir komplo olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım :) Yani hedef kitle bu yazıya ulaşıp okursa ve başına geleceklerden haberdar olursa (benim gibi:)), ters etki yapıp tamamen inat içeren davranışlar doğurabilir.Ve maalesef bu yazı da boşa çıkar. Diyeceğim şu ki AvS bu yazıyı kesinlikle okumamalı, özellikle de S.:) Oyun tutkunu olup da bu yazıyı hayata geçirmek isteyenlere duyrulur…

Benedict Von Richten,

8 Eylül 2009 tarihinde:

İnat etme kısmını anlayamadım ben bu karşılıklı birbirini anlamak için yapılacak bir eylemdir ki. Tabikide tek taraftan bakılarak yazılmış bir yazıdır ama bu yazıyı oyuncu olmayan kesiminde perspektifinden bakarak yorumlayabiliriz. Mesela sizde AvS’nin(herkesin dediği gibi özellikle S) oyuncununda hoşuna gidecek ve ortak yapabileceği bir eyleme beraber girilmesini sağlayabilirsiniz. Mesela genelde bu kesim çıkıp dolaşmayı sevmez, gerektiğinde biraz araştırmayla bak şu şu oyunlar çıkmış gidip bakalım mı ayağına yatarak hem sizinlede dolaşmasını sağlayabilirsiniz.
Eh artık bunuda bizim taraf(oyuncu) okuduğuna göre sökmez herhalde değilmi?
Buda benden oyunculara bir tüyo olsun o halde.

Can Sinan ARTUÇ,

8 Eylül 2009 tarihinde:

Ben Murat (Benedict) ve Yiğit kadar oyun oynamayı sevmem, ama mutlaka bir şeyler de oynarım :) Dolayısıyla bu konuda bence anlayış gösterilmeli. Eskiden Championship Manager, şimdilerde Football Manager oynayacağım diye randevularımı unutmuşluğum vardır, bu yüzden benden ayrılan kızlar da var :) Şu anda anlayışlı bir kız arkadaşım var ve ikimiz de mutluyuz :) Bir erkek, nasıl kadının “O şunu yapmış, bu bunu yapmış, ayyy biliyor musun şu şöyleymiş” sohbetleri ile “alış-veriş çılgınlığına” katlanıyorsa, kadının da erkeğin bu şekildeki tercihlerine katlanmalıdır. Bu karşılıklı anlayışla ilgilidir. Benim teknoloji ve oyun manyağı çok arkadaşım var, bir kısmı da evli. Bazıları çok mutsuz. Bir araya geldiğimizde, teknolojiden ve oyunlardan konuşuyoruz, adam ezik gibi kalıyor. Sırf hayatını yaşayamadığını düşündüğü için boşanan arkadaşlarım da var. Böyle bir sonucu kimse istemez. Ben demiyorum ki, bırakın adam bütün gün oyun oynasın. Ama haftasonu bırakın bir gün ne yapmak istiyorsa onu yapsın. Koca 7 günün 6 günü birlikte bir şeyler yapıyorsunuz zaten :) Yani beraberiz ya da evliyiz diye, hayatın tamamını “gasp etmek” bana pek de mantıklı gelmiyor. Üstelik kötü bir şey de değil, dışarı çıkıp kızlarla muhabbet etse (aldatsa diyeceğim de dilim varmıyor :)), kumar oynasa, meyhanelerde sabahlasa daha mı iyi? Ne güzel paşa paşa evde oturup oyun oynuyor, daha ne istiyorsunuz ki :)

Benedict Von Richten,

8 Eylül 2009 tarihinde:

Hay azına salık. Ama değinmeden edemeyeceğim ben benden daha çok oyun meraklısı bayanlarda tanıyorum.

Hande ŞAHİN,

8 Eylül 2009 tarihinde:

sabah kalkıp okula bile gitmezken saat hesabı yapıp ordu göndermem gerek diye saati kurarak kargalar uyanmadan uyanan, yatamam başında beklemem llazım düşman saldıracak diye sabahlayıp uykusuz kalan, gezerken eyvah saat 5 olmuş hemen girmem lazım oyuna deyip de ilk gördüğü internet cafeye giren insanlar varken kimse benden anlayış beklemesin.nedir kardeşim bu hayat memat meselesi mi :) haa arada sırada oynayacaksa problem yok ama başından ayrılmayacak kadar bağımlı olmanın da alemi yok diye düşünüyorum.

Can Sinan ARTUÇ,

8 Eylül 2009 tarihinde:

@Hande ŞAHİN – Valla bu durumda kızların, “ucuzluk var diye” Japonların 2. Dünya Savaşı’ndaki “kamikaze”lerinden daha saldırgan bir şekilde mağazalara saldırmasını, 100 kişinin sığacağı sosyete pazarlarına 10.000 kişi sığmaya çalışmalarını, belki hayatları boyunca 1 kere giydikleri (o da denerken :)) ayakkabıları almalarını, açık giyinenlerin “açılımı abartmalarını” kapalı olanların ise kırmızı topuklu ayakkabı giyerek (şaka yapmıyorum, biz gördük, Seda onaylayabilir) yağlı boya tablosu gibi suratlarını boyamalarını, “alış-verişim geldi” laflarını, sabah okulu ya da işi olmasına rağmen bütün gece dedikodu yapmaktan sabah gözleri şişik sesleri çatlak bir şekilde işe/okula gitmelerini, “biz erkekler için değil kadınlar için giyiniriz” deyip aralarındaki anlamsız ve hiçbir oyunda görülmeyecek kadar abartı rekabeti, “aman teknolojiyi sevmiyorum” deyip 7/24 Facebook’tan ayrılmamalarını, normalde o kadar uzamayacak kollarını cep telefonuyla fotoğraf çekmek için maymun gibi fezaya doğru uzatıp fotoğraf çekmeye çalışmalarını, erkekleri sürekli aldatan konumuna sokup araştırmalarda kadınların daha çok aldattığının çıkmasına rağmen inkar etmelerini anlamıyorum :) Sözüm meclisten dışarı tabii :)

Hande ŞAHİN,

8 Eylül 2009 tarihinde:

bak ben kız erkek ayrımı yapmamışım insanlar diye genellemişim :) ama yani saatleri oyuna harcamanın anlamı yok bence.eğlenmek rahatlamak için, hoşuna gittiği için oynarsın da saatlerce başından kalkmamak niye.kalkıp da online bir oyunu hayatının ilk sırasına yerleştirmenin manası yok.alışverişi bugün yaparım yarın yaparım parasız pulsuz kalır otururum :) bağımlılık yapma imkanı yok.en azından yaptığımda da elimde birşey olur :) tabi bu işin şakası söylediklerinin çoğu doğru ama benim söylediklerimin de yanlış olmadığını düşünüyorum güneş yüzü görmeyen insanlar var.

Can Sinan ARTUÇ,

8 Eylül 2009 tarihinde:

@Hande ŞAHİN – Oyuncu takımının çoğu erkektir :) Deli WoW oynayan kızlar da biliyorum, ama genele vurunca erkek, o yüzden ister istemez ayrım oluyor :) Alış-veriş yapınca elde fazlalıktan başka bir şey olmuyor bana göre :) Yani çok yanlış bir insanla alış-veriş olayını konuşuyorsun :) Ben kırkta yılda bir alış-veriş yaparım (mesela 2 senedir t-shirt almıyorum :)), onda da kaliteli şeyler alırım ki uzun süre dayansın :) Ben biliyorum, gidip pazardan 5TL’lik body alıp da ilk yıkanınca çocuk önlüğü boyutuna gelen şeyleri :) Bunu alınca insanın eline ne geçiyor? Belki bakıp çocukluk günlerini anımsayarak efkarlanabilir insan, onun haricinde 5 TL çöpe gitmiş oluyor :)

Haz ve tatmin duyguları insanlarda farklı olabiliyor. Kimisi bu şekilde tatmin oluyor, kimisi kavga ederek, kimisi alış-veriş yaparak vs…

Dediğin doğru, gün yüzü görmemiş Twilight’tan kaçma vampirler var aramızda :) Ama topluma zararı yok, beyaz kadın ticareti yapmıyor, uyuşturucu satmıyor, sosyal maganda değil :)

Fatma YILDIZ,

9 Eylül 2009 tarihinde:

Aslında bu yazıya yorumum biraz gerçek biraz espiri karışımı birşeydi.Ama galiba çok dokunan arkadaşlarımız oldu.:) İşin doğrusu yazım yayınlanır yayınlanmaz sözlerimde gerçeklik payı olup olmadığına dair sorguya çekildim.:)Tabii ki vermem gereken cevabı verdim. Eğer ki arada gerçek bir sevgi ve saygı varsa ve ailede huzur herşeyden önemliyse, karşılıklı fedakarlıktan kaçınmamak gerekir. Yeri gelir oyun tutkunu arkadaşlar alış-veriş mağazalarını tek tek dolaşırlar, yeri gelir biz, ne kadar boş ve gereksiz dediğimiz oyunlardan birini zevk alarak oynarız. Ama unutmamak gerekir ki herşeyin aşırısı kötüdür. Bu 7/24 oyun oynamak da olabilir, gerekli gereksiz her aklına geldiğinde alış-veriş yapmak da…Ortayı bulmak lazım.

Can Sinan ARTUÇ,

9 Eylül 2009 tarihinde:

@Fatma YILDIZ – Eh normal, teknoloji sitesiyiz ve editör arkadaşlarımız da bu işi iyi bilenler :) Bilgisayar alemi ile bu kadar içli dışlı olup da oyun oynamayan insan görmedim :) Sorguya çekilmen de normal, erkek arkadaşın bu sitenin editörlerinden, yazdığından haberi olur elbet :) Ortayı bulma konusunda sana katılıyorum…

Yiğit İREZ,

13 Eylül 2009 tarihinde:

Oyun güzeldir, zihnin tam çalışmasını engeller. Biranın, antisosyal, çarpmayan versiyonu da denebilir. Ancak günde 20 saat yerine kendinize ayırabileceğiniz 5 saat kalınca ağır oyunları oynamak anlamını yitiriyor. 1.5 aydır azimle gothic 3′ü bitirmeye çalışıyorum. Aslında 1 haftada bitecek oyun.
Bu Casual Gamer konseptinin oluşmasının yegane sebebi bence zamanı olmayan insanların oyun oynamak istemesidir. Bunu yemek yemeye benzetebilirsiniz. Vaktiniz az, önünüzde fındık ve normal yemek var. Haliyle zaman az olunca herkes fındığa yöneliyor ama yemek nıyetıne normalde yüzüne bakılmayacak fındık, zaman az olduğu için çok populer bir yiyecek oluyor. Kimse normal yemekten biraz yiyip aç kalmak istemiyor. Ama fındık yiyerek çok lezzetli bir yemeği kaçırıyorlar.
Tek suçlu kapitalism:) Kimse çalışmasın herkes hep tatil olsun ama maaşlar ödensin ve her sene %50 zam yapılsın.

Murat senin tek çaren Wii aile oyunları. Belki o zaman ailen oyun oynamaya başlar. Bu arada south park zaten çizgi film:) Bu tarz şeyleri sevdirmenin tek yolu Family Guy, American Dad veya (özellikle) Futurama gibi zeki espriler olanları aşılamak ama genelde gördüğüm kadarıyla espriler tam anlaşılmıyor veya kişinin gözleri alt yazıya kayıyor. Orjinali türkçe olmayan herhangi birşey türkçeye çevrildiği zaman bende toxic gaz etkisi yapıyor. Hatırlarsanız türkçe dublajlı simpson çıktı ve hemen kayboldu. Üniversitede bir gün türkçe dublajlı yüzüklerin efendisini izledim ve replikleri bir daha asla unutmadım (o kadar kötü, örn.”nicedir hemşireme yan gözle bakarsın”).

Benedict Von Richten,

13 Eylül 2009 tarihinde:

İşte yiğit 1 haftada bitecek oyun derken oldukça yüklü bir oyun temposundan bahsediyordun ki bu hardcore oyuncu için bile geçerli olmayan fazla mesai türünde bir oyun mantığı.Oyun dediğin günde 2-3 saat arası oynanmalı ki sindire sindire oynanabilsin. Bundan fazlası hırsa giriyor ve hırsın insanların zevk alma faktörünü azalttığı kanıtlanmış bir gerçek.

Ayrıca ben türkçe dublajlı hiçbirşeyi izlemiyorum ve seni o yüzüklerin efendisi hakkında uyarmıştım hatta demedi deme bile demiştim.

Yiğit İREZ,

12 Mayıs 2010 tarihinde:

Başkası tarafından test edilmiş bir yöntem eklemek istiyorum.
Eğer herhangi bir eğitim döneminde ailenize karşı oyun konusunda direniyorsanız, bunun el-göz koordinasyonunuzu normalin çok üstünde arttırdığını ve hatta size direksiyon-pedal alırlarsa, el-göz yanısıra birde el-göz-ayak koordinasyonunuzu çok yükseleceğini söyleyin. Ayrıca oyunlar sayesinde hızlı düşünme, mantık yürütme,fotografik hafıza tekniklerini sürekli uygulama imkanınızın olduğunu, dünyanın her yerinden normalde asla görüşme imkanınızın olamayacağı insanları tanıdığınızı söyleyebilirsiniz.

Ayrıca bir miktar doğru söylemiş olursunuz ve aileniz bakarsınız sizle oyun oynayabilir bile:D Denemeye değer->Özellikle Murat bu tekniği denersen sevinirim.

Not: Sevgili yemez:D

Yorum Gönderin

Yorumunuzun yayınlanması için onay gerekmektedir. Dolayısıyla yeniden yorum göndermenize gerek yoktur :)