Teknovole.com’dan: Bilgisayar Mühendisliği
18 Temmuz 2009 - 10:00 | Teknovole.com yazdı | 396 kere okundu
Geleceğin mesleklerinden biri gerçekten bilgisayar mühendisliği mi? Teknovole.com’un tecrübeli iki bilgisayar mühendisi editörü sizin için bu konuya değindi. Üstelik soru sormak ve yanıt almak da ücretsiz :)
Can Sinan ARTUÇ
Teknovole.com Yayın Yönetmeni
Çalıştığı Alan: Bilgi İşlem Müdürü
Her ÖSS tercih döneminde, geleceğin gözde mesleklerinden biri olarak Bilgisayar Mühendisliği lanse edilir. Ben ilkokuldan beri bilgisayar mühendisi olmak istiyordum. Arkadaşlarım arasında taksici bile olmak isteyen varken, ben bilgisayar mühendisliği konusunda bayağı bir ısrarlıydım. Sonunda bilgisayar mühendisi oldum, ama beklediğim hiçbir şey ile karşılaştığımı söyleyemem.
Türkiye’de halen bilgisayar konusu “yeğen/kuzen” modunda. Yani bir şey söylediğinizde, “Ne var kardeşim, benim yeğen de yapıyor,” şeklinde cevap alıyorsunuz. Bunun en güzel örneği de Web tasarımı ve programlaması alanında yaşanıyor. Dreamweaver ya da diğer Web tasarım editörleriyle yapılan işler, mühendislerin yaptığı işlerle aynı kefeye konuluyor. Açıkçası komik bir durum, bu tarz insanların “cahilliklerine” gülesim geliyor. Hele lise mezunu olup, kendini yazılım “mühendisi” kategorisine koyanlar yok mu… Demeyin keyfime!
Amacım kimseyi aşağılamak ya da yermek değil, ben herkesin kendi işini yapması taraftarıyım. Fizik bölümünden mezun olup da kendini yazılımcı olarak ilan edenler karşısında, ben de kendimi fizikçi olarak ilan ediyorum. Matematik bölümünden mezun olup, kendini bilgisayar mühendislerinden yüksek görenlerin karşısına, ben de en kral matematikçi olarak çıkıyorum. Neden mi? Üniversite eğitimim süresinde 2 adet Fizik ve 6 farklı da matematik dersi aldım. Nitekim bu arkadaşlar da 1 veya 2 bilgisayar dersi alıyorlar. Dolayısıyla benim mesleğim üzerine onların iddiaları neyse, onların mesleği üzerine de benim iddiam o kadar işte. Demek istediğim amacım lise mezunlarına falan dalaşmak değil, görüldüğü gibi üniversite mezunlarına da çatıyorum :) Anlatmak istediğim, herkes kendi işini en iyi şekilde yaparsa bir yerlere gelebileceğimizdir. Yoksa beyaz olan siyah olmaya, siyah olan mor olmaya çalışırsa, her zaman alt kısımda orjinal renk sırıtacaktır. Örneğin yeşil bir duvarın üzerine siz beyaz boya sürerseniz, ortaya çıkan renk arzuladığınız beyaz olmayacaktır. Çünkü renkler birbirine karışmıştır (duvar ya da boya ustası değilim elbette, ama arzuladığınız renge ulaşmak için öncelikle alttaki rengin çıkartılması gerekir. Duvar için bu kolay, ama insan için pek de kolay değildir).
Gelelim Türkiye’de bilgisayar mühendisi olmaya. Aslında bu konuda bir süre önce kendi Blog sitemde içimi dökmüştüm. Ama şimdi size daha kolay okunması için madde madde sıralıyorum:
• Türk insanı, her şeyi yapabileceğini iddia eder, ama ortaya çıkardığı işin mükemmeliyetine çok da dikkat etmez. Bu bizim yapımız, “İdare ediver” lafını biz kullanıyoruz. Dolayısıyla bırakın bilgisayar mühendisliğini, diğer mesleklerde de bu geçerli: Ehliyetsiz olarak ehliyetli insanlardan daha iyi bildiğini sanma yanılgısı. Eğer böyle olmasa, diplomasız kaçak doktorlar da olmazdı değil mi? Dolayısıyla bir insan her şeyi iyi yapamaz. Herkes kendi mesleğini yapsın!
• Bilgisayar mühendisi olarak çevrenizde bilgisayar ve teknoloji olarak her şeyi bilen adam olarak ilan edilirsiniz. Halbuki gerçekle ilgisi yoktur. Nitekim size okulda bilgisayara format atmayı öğretmezler ya da en iyi cep telefonunun hangisi olduğunu. Size şöyle sorular bile gelecektir: “Sevgilimden şüpheleniyorum, MSN nasıl kırılıyor?” Siz karşılığında bunu bilmediğinizi söylediğinizde ise, “İyi de kardeşim, o zaman sen nasıl bilgisayar mühendisisin?” şeklinde yanıtlar alırsınız. Halbuki bu oldukça normal bir durumdur, bir diş doktoru açık kalp ameliyatı yapamaz. Halbuki ikisi de doktor, kalbin dişlerini çeksene kardeşim! Aaaa çok ayıp, bilmiyor musun?
• Eğer arkanızda sağlam dayılarınız yoksa, hiçbir zaman hakettiğiniz maaşı alamayabilirsiniz (Türkiye şartları). Yeni mezun mühendis maaşı 2.000 TL’dir. Eğer siz kendinizi geliştirmişseniz, bu ücret 2.500 TL’ye kadar çıkabilir (yeni mezun durumunda). Ancak işverenler bu ücretleri size ödemek istemez çünkü kendilerine göre “bilgisayar” aleminde “mühendise” ihtiyaç yoktur. “Ama benim yeğenim de çok iyi format atıyor ühühühühühüh”… İyi de a canım benim, bilgisayar mühendisi dediğin adam zaten bilgisayara format atmakla yükümlü değildir ki! Sen inşaat mühendisinin harç kardığını gördün mü?
• Hem tasarım, hem programlama… İşte olayın zırt dediği noktaya geldik. İşverenler sizden bilgisayar alemine dair her şeyi yapabilmenizi ister. Yeri gelir video, yeri gelir tasarım, yeri gelir programlama… Ama siz bunların hepsini yapamayabilirsiniz ki bu da gayet normal bir durumdur. Hep şöyle ilanlar görmüşsünüzdür: Adobe Photoshop/Flash (tasarım programları) bilen, PHP/ASP’de programlama yapabilecek bıdı bıdı bıdı… Tasarım dediğiniz şey, öyle herkesin yapabileceği bir şey değildir. Bunun için sanatsal bir ruha sahip olmanız gerekir. Zaten bir konu hakkında her şeyi bilmek yaratılışın doğasına aykırıdır. Eğer her şeyi bir şey yapabiliyorsa, o zaman biz ağzımından tuvalet de yapabilirdik. Vücutta bu kadar deliğe ne gerek vardı!
• Teknoloji dünyasında hiçbir şeyin sınırı yok, sınır kendinizsiniz. Dolayısıyla yeniliğin de sonu gelmiyor. Bu mesleği seçecekseniz, ömrünüz boyunca “öğrenci” olmayı teyit edersiniz. Buna katlanabilecek misiniz?
• Eğitim zordur, bunun üniversite farkı yok. ODTÜ ya da Boğaziçi gibi üniversitelerde ne okunuyorsa, siz de diğer üniversitelerde bunları okuyacaksınız. Ünlü olan üniversitelerin diğerlerinden farkı, ders geçme notunun yüksek oluşudur. Bununla birlikte bu üniversitelere girenler zaten hayatları boyunca ders konusunda çalışkan olduklarından dolayı, hocalar ekstra yüklemeler yapabilir. Ama siz de Calculus (Analiz) göreceksiniz, onlar da… Dolayısıyla ciddi bir eğitim sizi bekliyor. Özellikle ilk yıl, kendi bölümünüzün yolunu zor bulacaksınız çünkü hayatınız Fen Edebiyat Fakültesi’nde matematik ve fizikle uğraşmakla geçecek.
Benim Türkiye’de bilgisayar mühendisliği adına söyleyeceklerim bu kadar. Ama sorularınız olursa, memnuniyetle yanıtlarım. Bu yazıya yorum olarak yazmanız yeterlidir. Unutmadan belirtmek isterim: Dünyada mühendislere en çok değer veren şirketlerden biri Google’dır. Silikon Vadisi’nde halen “sadece” mühendis çalıştıran tek şirkettir (elbette şirketteki pozisyona göre). Eh başarısı da ortada, yanılıyor muyum?
Başarılar dilerim…


5 Mayıs 2009 tarihinde Ankara'da doğdu. Kendisine destek veren editör ve yazar ekibiyle beraber daha emeklemeden koşmaya başladı. İnanmayacaksınız, ama bu sitede yazan herkesin çocuğu olan Teknovole.com, çok bildiğinden dolayı hafif şımarık, ama bir o kadar da bildiğini paylaşmayı seven bir sitedir.
» Toplam 253 yazı yazmış olan yazarın diğer yazıları için tıklayınız








19 yorum yapılmış
Mustafa Çağrı ÇALIŞKAN,
18 Temmuz 2009 tarihinde:
Dediklerinize kesinlikle katılıyorum.Hem meslektaş hem de arkadaş olarak.
Can Sinan ARTUÇ,
18 Temmuz 2009 tarihinde:
@Mustafa Çağrı ÇALIŞKAN – Teşekkür ederiz, mesleğinde başarılar dilerim.
NAMIK kEMAL,
8 Ağustos 2009 tarihinde:
sevgili kardeşim
Teknolijide bilginin sonu olduğuna inanmayanlardanım.İfade ettiğiniz gibi öğrencilikte bu meslekte bitmez.Yaptığınız bu yorumdan çok yararlandım.59 yaşında biri olarak okumakta olan çocuğuma vereceğim çok bilgi edibdim.Saygılar.
Can Sinan ARTUÇ,
8 Ağustos 2009 tarihinde:
@NAMIK kEMAL – Merhabalar,
Faydası olduysa ne mutlu bize. Kısa bir süre sonra bu sefer de halihazırda yeni mezun ya da okuyan bilgisayar mühendislerine yönelik bir yazımız olacak.
Saygılarımızla…
Emre,
16 Ağustos 2009 tarihinde:
Seneye ÖSS Sınavına gireceğim ve tercih edeceğim meslek üzerinde hala tereddütlerim bulunuyor.Ben küçüklüğümden bu yana matematik ve bilgisayar düşkünü biriyim.
Şu anda düşündüğüm 4 tane meslek var.Onlar;
1-)Bilgisayar Mühendisliği
2-)Elektrik-Elektronik Mühendisliği
3-)Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği (Telekomünikasyon )
4-)Endüstri Mühendisliği
Ben kendime en uygun olarak bilgisayar mühendisliği’ni düşünüyorum.Ama gelecek yıllarda bu mesleğe olan talebin artışı ve Türkiye’deki işsizlik konusunda tereddütlerim var.
İlerde meslek yaşantım boyunca bilgisayarlarla her zaman içli-dışlı olacak ve matematiksel zekamı da kullanabileceğim bir meslek istiyorum.
Sizce bu durumda bana en uygun meslek hangisidir ?
Cevaplarınız ve yardımınız için şimdiden teşekkürler…
Can Sinan ARTUÇ,
16 Ağustos 2009 tarihinde:
@Emre – Selam Emre,
Şimdi hemen kafadaki soru işaretini giderelim: Biz burada bilgisayar mühendisliğini kötülemedik. Amacımız gerçekleri göstermekti. Bugün bu sıkıntılar hemen hemen her iş kolunda geçerli. Üniversitede asistanlık yaptığım 1 yıl boyunca öğrencilere hep şunu sordum: “Neden bilgisayar mühendisliğini seçtin?” Yanıt yüzde 90 oranında aynıydı: “Çağın mesleği olduğu için”. Türkiye’de çağın mesleği falan değil, müteahhitlik halen çağın mesleği. O yüzden kafanda “Bilgisayar mühendisliği kötü” gibi bir izlenim uyandıysa hemen kafandan çıkart :) Kötü falan değil, sadece Türkiye’de yeterince saygı görmüyorsun, tıpkı her meslek dalında olduğu gibi.
Şimdi sana şunu seç diyemem çünkü bu hayatını etkileyecek bir karar. Nitekim böyle bir kararı senin vermen daha doğru olacaktır. Hatta kararına aileni bile karıştırma (mümkünse tabii). Bu senin hayat seçimin, hayatında karar verecek yaştasın. Ben hayatımın her döneminde bilgisayar mühendisi olmak istedim ve oldum :) Ben sana sadece sıraladığın bölümler hakkında bilgilerimi aktaracağım:
1. Bilgisayar Mühendisliği: Bunu bu yazıda detaylı olarak anlattık, o yüzden tekrar aynı şeyleri sıralayıp lafı uzatmak istemem. Özellikle sormak istediğin bir şey varsa, onları cevaplayabiliriz.
2. Elektrik-Elektronik Mühendisliği: Hayatta yapamayacağım bölümlerden biri. Çok fazla formül var ve ne yazık ki bunlar ezber gerektiren konular. Benim ezberim kuvvetli değildir. Ancak Türkiye’de Bilgisayar Mühendisliği’ne göre daha fazla iş alanı var. Ayrıca bu bölümde okuyarak, kendini geliştirip elektronikle bilgisayarı harmanlarsan, sırtın yere gelmez.
3. Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği: Benim tercih edeceğim bir bölüm değil. Askeri ve sivil olarak iş bulabilirsin, GSM şirketlerinde ya da Türk Telekom’da iş bulabilirsin.
4. Endüstri mühendisleri kusura bakmasın, ama bu mühendislik değil. Öğrencilik yıllarımda iki dersi endüstri mühendisliğinden aldım: Endüstri Yönetimi ve Mühendislik Ekonomisi. İki ders de hocaların vizyonlarından dolayı baş belası oldu. Nitekim hocanın notlarında nokta koyduğu yere sen virgül atıp cümleye devam edersen, cevabından ciddi anlamda puan kırıyorlardı. Bende ezberci bir öğrenci olmadığım için sürekli “papaz” modundaydık :) Diğer üniversitelerde okuyan arkadaşlarımda da aynı şeyi gördüm, ezberci bir bölüm. Tam olarak ne yaptığı da belli değil. Supply Chain Management mı yapıyor, kalite kontrol mü yapıyor? Ne yapıyor? Konular çok dağınık ve çok fazla depolama var. Dolayısıyla mezun olduktan sonra hiçbir alanda uzmanlaşmış olmuyorsun ve bu da seni sudan çıkmış balık konumuna getiriyor. Endüstri Mühendisliği okuyacaksan, mutlaka branşlarından birinde master yapman gerekli (bana göre) ki, bir alanda tam anlamıyla bilgili olabilesin.
Bilgisayar Mühendisliğinden sonra hayatın boyunca bilgisayarlarla içli dışlı olabileceğin ve matematiksel zekanı kullanabileceğin diğer bölüm Elektrik Elektronik Mühendisliği’dir. Öğrencilik dönemlerimizde, Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi olarak Elektrik Elektronik’teki arkadaşlarımızdan daha fazla “Logic” dersi gördük. Elektronik dersimiz de vardı. Onlar devamını da görüyor. Ancak Elektronik ile Bilgisayar Mühendisliği birbirine çok yakın bölümlerdir, ayrım genellikle 3. sınıfta olur. Dolayısıyla bilgisayara nasıl baktığına bağlı olarak seçimin değişebilir. Bilgisayara bilgisayar olarak mı bakıyorsun yoksa elektronik devre mi?
Kolay gelsin…
Emre,
16 Ağustos 2009 tarihinde:
Bilgilendirdiğiniz için Teşekkür ederim , saolun …
Hüseyin Bozkurt,
17 Ağustos 2009 tarihinde:
Yakmayın gençlerin başını :p :))..
Git turizm oku,animatorluk oku, hatta eger maddi durumun iyiyse universite okumadan direk özel bir pilotluk okuluna (50000 dolar ) git pilot ol, 14 aylık egitim sonunda. Çünkü şu an Türkiye’de 2300 tane pilot açıgı var aç kalman imkansız.
Ahmet,
6 Eylül 2009 tarihinde:
Bilgisayar Mühendisliği tam olarak nasıl yapıldığını ve de sevilecek bir yanı olup olmadığını söylersen sevinirim
Can Sinan ARTUÇ,
6 Eylül 2009 tarihinde:
@Ahmet – Ben sorunu anlamadım, kek, börek gibi bir tarif mi bekliyorsun? Sevmek sevmemek sana kalmış, seni tanımadığım için bir şey diyemem. Yazıda ve yorumlarda detaylı biçimde bilgisayar mühendisliğinden bahsediliyor, bilgisayar sevmekle bilgisayar mühendisi olunmayacağından, zorluklarından bahsediliyor. Sorunu daha açık yazarsan yardımcı olabiliriz.
Benedict Von Richten,
7 Eylül 2009 tarihinde:
@Emre -Sana Matematik Mühendisliğinide önerebilirim. Bu bölümde genel olarak ve yanlış bilmiyorsam 2. sınıftan sonra bilgisayar yada matematik alanlarına yönelebiliyorsun. Yani bilgisayarlada ilgili dersleri var. Bu yüzden hesaba katabileceğin bir bölüm.
@Ahmet – Bilgisayar mühendisliği ilgi ve uğraş isteyen bir meslek asla kendini geliştirmekten sıkılmaman ayrıca araştırmaktanda sıkılmaman gereken bir meslek, çünkü asla tam anlamıyla öğrenemeyeceğin bir meslektir.
mehmet,
14 Eylül 2009 tarihinde:
Bilgisayar mühendisliği dersleri çok mu ağır?
Can Sinan ARTUÇ,
14 Eylül 2009 tarihinde:
@mehmet – Selam,
İlgi alanına göre değişir, “çağın mesleği” diye okuyacaksan okuma bence, bitiremezsin. Ben çok gördüm bu şekilde insan. Ama gerçekten istediğin için gidiyorsan, o zaman bölümü bitirebilirsin. Elbette aksaklıklar olacak, ben dersten kalmadım mı? Kaldım… 1988 yılının işlemci gücünü ve işlemcilerini anlatan bir ders vardı, ondan kaldım mesela, bana realistik gelmedi :) 4 çekirdekli işlemcileri okuyorum, performanslar falan, sonra git derste taş devrinden kalma işlemcinin mimarisini öğrenmeye çalış, yapamadım :) Hem de 2 kere kaldım bu dersten, üçüncü de geçtim. Ama şimdi elimde diploma var, bu dersin yüzünden yarım dönem attı okulum, 4.5 senede mezun oldum. Ne oldu peki? Ben o derse ait hiçbir şey hatırlamıyorum, beni ikinci seferde 1 puanla bıraktığı için de ders hocasına saygılarımı sunarım :)
Yiğit İREZ,
14 Eylül 2009 tarihinde:
Bilgisayar mühendisliğinde bence ilginç olan bir şey var. Konsept olarak onlarca alana el atabildiği için okumadan önce bilgisayar ilgisi sadece bilgisayarı açıp kapamak olanlar bile severek bu işi yapabilir hale gelebiliyor. İşin kötü tarafı, dersler karışık sunuluyor. Yani elektrik &elektronik, programlama, sistem, donanım dersleri mevcut. İşin kötü yanı, çoğu dersin lab kısmı var ki bunlar başlangıçta tahammul edilebilir seviyedeyken, derse olan “aşkınızın” seviyesine ve projenin mantık çerçevelerine uyumuna göre ellerinizden öpmek için sıra bekliyor. Bilgisayar mühendisliği konularının hepsini severek kucaklayan 4 senede 1-2 kişi gördüm ve onlar proje imalathanesi gibi seri üretimde program, tasarım vs çıkartıyorlardı ve bunu sıkılmadan yapıyorlardı. Ben, .NET ve donanım derslerinde beyin felci geçirecek kadar sıkılırken, J2SE/EE ve özellikle operations management gibi derslerde saat warp hızında işliyordu. Can gibi bende o donanım dersi hakkında ismi ve ders kodu dışında hiçbir şey hatırlamıyorum ve nasıl geçtim hala bilmiyorum.
Unutulmaması gereken birşey daha da zevkler yeni ufuklar açıldıkça değişir. Aynı şekilde yıllarınızı öğrenmek için severek harcadığınız bir teknoloji, artık yüzüne bakmaya tahammül edemediğiniz bir hale gelebilir (yada size öyle geliyormuş gibi de olabilir:)).
Bence Türkiyede, turizm, uluslararası ilişkiler, tıp, eczacılık, diş hekimliği, sosyal bilimler yada ille de mühendislik diyorsanız inşaat mühendisliği seçmeniz daha makul olur.
Not: (Diğer alanlara göre, Bilgisayar ve e&e mühendisliği alanında işinizi nispeten iyi yapabiliyorsanız yurtdışında çalışma imkanınız daha fazla.)
Emre,
17 Eylül 2009 tarihinde:
@Benedict Von Richten – Matematik mühendisliği’ni bir ara düşünmüştüm ama mat.öğretmenlerime ve birkaç kişiye daha sorduğumda bana tercih etmemem gerektiğini söylediler.Bu bölümde okuyan ve bilgisayar ağırlıklı okuyan arkadaşlarının mezun olduktan sonra matematik öğretmenliği yaptıklarını söylemişlerdi.
sema,
8 Nisan 2010 tarihinde:
yaziniz icin cok tesekkür ederim. bir bilgisayar mühendisi olarak yazinisa sonuna kadar katiliyorum. bu aralar bende bundan dolayi cildirmak üzereyim. on bes yasindaki “yegenlerin” yaptiklarini benim yapacagimla karsilastirmalar var :-D hor görme ve asaglama olarak görüyorum. bu kadar cahil olamazlar cünkü! bilgisayarcilari pek adam yerine koymuyorlar galiba.. yani kim basinin agridiginda agri kesici fayda eder bilgisi oldugundan dolayi kendini doktorla kiyaslarki acaba? ama bizim meslekle kiyaslayabiliyorlar. kisacasi her kullanici kendini bilgisayar uzmani/mühendisi zannediyor.. :)
kinyas,
18 Haziran 2010 tarihinde:
Merhaba, ben şu an bilgisayar mühendisliği okuyorum. İnşaallah sağ sağlim bitiririz. Öncelikle bir durumu belirtip asıl mevzuya gireyim. Birinci sınıf bitti. 7-8 dersin sadece 1-2 si bilgisayarla alakalı diğerleri lise derslerinin karmaşıklaştırılmış hali, sözde akademik seviyedeki haliyle karşımızdaydı. Zeten üniversiteden neredeyse soğutan bu dersler oldu benim için. Tabi hocaların tarzının da büyük etkisi var. Verilen bilgisayar derslerinden de doğrusu memnundum. Sonradan, yüzeysel olduğunu farkettim. Gelişmek yine bize kalıyor. İşte bununla ilgili olarak, staj yapmak bunlardan birisidir herhalde. Staja birinci sınıftan başlamalı mıyız ? Okul birinci sınflar için staj olmuyor dedi. Bu durumda nasıl bir şey yapabiliriz ? Staj gibi birşeyler nasıl nerede olabilir ? Kendimizi geliştirebiliriz eğer birşeyler yapabilirsek…Tşk. Bu arada herkesin dünkü regaib kandili mubarek olsun!
Can Sinan ARTUÇ,
1 Temmuz 2010 tarihinde:
@kinyas – Sağ sağlim bitirirsin merak etme :) Bizde bir terslik yok (yoksa var mı? :)). Benim üniversitemde 40 iş günü staj yapma zorunluluğu vardı. Bunu 20-20 şeklinde 2 yaza bölebiliyordunuz, ama ben neredeyse her yaz tatilinde staj maksadında çalışmalar yaptım. Resmi staj olmuyor, ama CV’nize yazabiliyorsunuz. Eğer programlama/donanım konularında üniversiteden önce yeterli bilginiz yoksa, 1. sınıfta yapacağınız staj fotokopi çekmek, çay getirip götürmek olur. Ama bilginiz varsa dilediğiniz zaman staj yapabilirsiniz. Dediğim gibi “resmi” olmayabilir, ama olay zaten kendinizi geliştirmek.
Ben stajlarımda küçük şirketleri tercih ettim. Bazı arkadaşlarımız büyük şirketlerde yaptı, sorumluluk vermediler, bazıları fotokopi çekti. Benim küçük şirketleri tercih etmemdeki neden, bu tarz yerlerde elemana gerçekten ihtiyaç duyulduğu için sizi bir eleman olarak değerlendirmeleri ve iş vermeleri. Büyük yerlerin çoğunda sizi “stajer” olarak gördüklerinden, ciddi anlamda bir şeylerden sorumlu tutmuyorlar (istisnalar olabilir tabii, ben gördüklerimi söylüyorum).
Mustafa T.,
4 Temmuz 2010 tarihinde:
50 bin nüfuslu ilçemizden en yüksek puanı alarak 1993 te Elektronik Müh. bölümünü kazandım. Bu puanla -tercih etmiş olsaydım- İTÜ İnşaata girerdim. Fakültede hiç bir zaman mühendislik eğitimi aldığımı düşünemedim. Fotokobici zihniyet. Hocaların notları vardır, ezberlersin geçersin bir iki nükteli yaklaşım o kadar. %85 devamsızlık yaparak bitirdim düşünün artık. Ben bu diplomayı alsamda kullanmam dedim. Askerlik hariç kullanmadım da. 1995 te ilk bilgisayarımı aldım. 1997 den 2008 e kadar bireysel(tek başıma) windows uygulamaları yazdım. (Çiftçi Kayıt, Ön muhasebe-stok-depo-çek-senet, Veteriner Hekimler Uygulaması) tek olduğum için bütün projelerim ortalama 2 yıl sürdü. Hiç bir projemi ticari hale getiremedim( sadece bir-iki müşterim oldu). 1,5 yıldır internet tabanlı bir proje üzerinde yine bireysel çalışıyorum. Sevdiğim işi yapıyorum. Ama güç bela geçiniyorum. En son dikkat ettim de 48 gün (hafta sonlarıda dahil) hiç ara vermeden çalışmışım. Yat kalk yemek ye geç bilgisayarın karşısına. Sonu ne olacak bilmiyorsun. Tahminen söylüyorum son projem için 10.000 sayfa yazıcı çıktısı (100×100 gün), 100.000 internet sayfası (50×200 gün) inceledim(okudum veya göz gezdirdim). Web service-SOAP, ajax-jquery, xml, html gibi masaüstü(windows) programcılığında olmayan 10 dan fazla terminolojiyi ileri düzeyde öğrenmek durumunda kaldım.
Sonuç olarak Bilgisayar Mühendisliğini bilemem (Yazılım-Donanım apayrı dünyalar) ama yazılım işi çok meşakkatlidir fakat pek çok zeki insan ve de çalışkan insan bu meslekle uğraştığı için her geçen gün zorlukları kolaya dönen ilginç, değişken, zevkli en önemlisi de size Yaratıcıyı anlama-tanıma yetisi veren güzel bir gayrettir. Son olarak bu işin okulla, diploma ile bir alakası yoktur. Bence yazılımcı olacak kişinin üniversite yolculuğunda geçen süreleri genç dimağının köreldiği yıllardır. Parlak çocuk gayretli,meraklı ve çalışkan ve de disiplinli olmak kaydı ile tez elden bu mesleğe soyunmalıdır. Bu meslek her geçen gün yeni yeni şeyleri öğrenmek gerektirse de mesleğin terbiyesini kazanmak önemlidir ve bu yıllar alabililir. Terbiyesini alan da yeni şeyleri tatbikte vakit kaybetmez.
3 Geri Bildirim